adjective

continuous

sürekli, devamlı, kesintisiz

There was a continuous line of cars.

Kesintisiz bir araba kuyruğu vardı.

The machine makes a continuous noise.

Makine sürekli bir gürültü yapıyor.

We need continuous improvement.

Sürekli iyileştirmeye ihtiyacımız var.

sürekli (isim). Beynin sürekli oksijen kaynağına ihtiyacı vardır.

Eş anlamlılar: uninterrupted, constant; Zıt anlamlılar: intermittent, broken. 'continual' (sık sık tekrarlanan ama aralıklı) ile farkına dikkat edin.

Latince 'continuus' (kesintisiz) kelimesinden gelir. '-ous' eki onu bir sıfat yapar ve '... ile karakterize edilen' anlamına gelir.

'continue's with'ou't 's'topping (durmadan devam eden) bir şey 'continuous'tur. Kesintisiz bir bütünü tanımlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.