noun

contour

çevre çizgisi, kontur, dış hat

The artist drew the contour of the face.

Sanatçı yüzün konturunu çizdi.

The road follows the contours of the coastline.

Yol, sahil şeridinin hatlarını takip ediyor.

the contour of ((sth.)) (bir şeyin) dış hattı He admired the contour of the hills.

Eş anlamlılar: outline, shape, profile, silhouette

Fransızca 'contour' (dış hat) kelimesinden, o da 'contourner' (etrafından dolaşmak) fiilinden gelir.

Bir şeyin etrafında bir 'tur' (tour) attığınızı hayal edin. Gittiğiniz yol onun 'konturudur' (contour).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.