noun

affairs

işler, meseleler

She handles the company's financial affairs.

Şirketin mali işlerini o yürütür.

He is an expert in foreign affairs.

Dış ilişkiler konusunda uzmandır.

You should put your affairs in order.

İşlerini yoluna koymalısın.

((adjective)) affairs belirli bir türdeki işler He is interested in current affairs.

to put one's affairs in order kişisel ve mali işlerini organize etmek Before the trip, she put her affairs in order.

Eş anlamlılar: matters, business, concerns, dealings

'affair' kelimesinin çoğulu, Eski Fransızca 'à faire' (yapılacak) kelimesinden gelir. Birden fazla 'yapılacak iş' anlamına gelir.

'Affairs' genellikle 'devlet işleri' (state affairs) veya 'mali işler' (financial affairs) gibi ciddi veya resmi meseleler için kullanılır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.