adjective

contrite

pişman, tövbekar

He was contrite after his angry outburst.

Öfke patlamasından sonra pişman olmuştu.

She wrote a contrite letter of apology.

Pişmanlık dolu bir özür mektubu yazdı.

((olmak)) pişman ((bir şey için)) (bir şey için) pişman olmak He was contrite for his mistake.

Eş anlamlılar: remorseful, repentant; Zıt anlamlılar: unrepentant

Latince 'con-' (birlikte) + 'terere' (ovmak, öğütmek) kelimelerinden gelir. Suçluluk duygusuyla 'ezilmiş' olmak anlamına gelir.

O kadar üzgün birini hayal edin ki, suçluluk duygusuyla kendini 'ezilmiş' veya 'yıpranmış' hissediyor.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.