adjective

convincing

ikna edici, inandırıcı

He gave a convincing argument.

İkna edici bir argüman sundu.

Her performance was not very convincing.

Performansı pek inandırıcı değildi.

They need convincing evidence to win the case.

Davayı kazanmak için ikna edici kanıtlara ihtiyaçları var.

((a convincing)) ((noun)) ikna edici bir (isim) İkna edici bir argüman sundu.

Eş anlamlılar: persuasive, compelling, credible; Zıt anlamlılar: unconvincing, weak

'convince' fiilinin şimdiki zaman ortacı. 'İkna etme yeteneğine sahip' gibi aktif bir anlamı vardır.

'-ing' eki genellikle aktif bir anlama sahiptir. 'İkna edici' (convincing) bir şey, insanları 'ikna etme' (convince) gücüne sahiptir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.