verb

affirm

doğrulamak, teyit etmek, onaylamak

He affirmed his loyalty to the team.

Takıma olan sadakatini teyit etti.

The court affirmed the lower court's decision.

Mahkeme, alt mahkemenin kararını onadı.

((sth.)) (bir şeyi) doğru olarak belirtmek He affirmed his commitment to the project.

((that + yan cümle)) (bir şeyin) doğru olduğunu belirtmek She affirmed that she was telling the truth.

Eş anlamlılar: declare, assert, state; Zıt anlamlılar: deny, negate

Latince `affirmare` ('sağlamlaştırmak, güçlendirmek') kelimesinden gelir, `ad-` ('-e') + `firmus` ('güçlü, sağlam').

Sözlerinizle bir şeyi 'sağlam' (firm) veya katı hale getirdiğinizi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.