verb

corroborate

doğrulamak, teyit etmek, desteklemek

The witness will corroborate the victim's story.

Tanık, mağdurun hikayesini doğrulayacak.

The new evidence corroborates his theory.

Yeni kanıtlar onun teorisini destekliyor.

((sth.))'i doğrulamak bir anlatıma veya fikre kanıt eklemek to corroborate a story

Eş anlamlılar: confirm, verify, endorse; Zıt anlamlılar: contradict, deny

Latince 'com-' (birlikte) + 'roborare' (güçlendirmek), 'robur' (güç, meşe) kelimesinden gelir. Birlikte güçlendirmek.

Bir hikayeyi kanıt ekleyerek daha 'sağlam' (robust) veya güçlü hale getirmeyi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.