adjective

corrupt

yozlaşmış, rüşvetçi, ahlaksız, bozuk

He is a corrupt politician.

O yozlaşmış bir politikacı.

The file on the disk is corrupt.

Diskteki dosya bozuk.

((corrupt + isim)) yozlaşmış... A corrupt official was arrested.

((bir şey corrupt)) ...yozlaşmış The whole system is corrupt.

Eş anlamlılar: sahtekar, ahlaksız; Zıt anlamlılar: dürüst, ahlaklı

Latince 'corrumpere' (yok etmek, bozmak) kelimesinden gelir, 'com-' (birlikte) + 'rumpere' (kırmak).

Ahlakı 'tamamen kırılmış' birini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.