verb

covet

göz dikmek, imrenmek

He began to covet his neighbor's new car.

Komşusunun yeni arabasına göz dikmeye başladı.

She coveted the lead role in the play.

Oyundaki başrolü çok istiyordu.

((sth.)) (bir şeye) göz dikmek. He began to covet his neighbor's new car.

Eş anlamlılar: desire, crave, yearn for; Zıt anlamlılar: renounce, abjure

Eski Fransızca 'coveitier' (arzulamak) kelimesinden, o da Latince 'cupiditas' (arzu) kelimesinden gelir.

'Cover it' (üstünü ört) gibi ses çıkarır. Bir şeyi o kadar çok istiyorsunuz ki, sahiplenmek için üstünü örtmek istediğinizi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.