noun

crisis

kriz, bunalım, buhran

The country is facing an economic crisis.

Ülke bir ekonomik krizle karşı karşıya.

He had a personal crisis of confidence.

Kişisel bir güven krizi yaşadı.

((bir ... krizi)) bir kriz türü The government is handling a financial crisis.

((krizde)) kriz durumunda The team performs well in a crisis.

Eş anlamlılar: emergency, disaster, catastrophe, turning point

Yunanca 'karar, yargı' anlamına gelen 'krisis' kelimesinden, o da 'karar vermek' anlamına gelen 'krinein'den türemiştir. Kriz, belirleyici bir an veya dönüm noktasıdır.

'Kritik' (critical) bir karar gerektiren bir durumu düşünün. Düzensiz çoğul halini unutmayın: 'crises'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.