adjective

crisp

gevrek, çıtır çıtır, serin, net

I like crisp bacon.

Gevrek pastırmayı severim.

It was a crisp autumn day.

Serin bir sonbahar günüydü.

Her reply was crisp and clear.

Cevabı net ve açıktı.

((crisp)) + ((isim)) (sıfat olarak) gevrek ~, serin ~ Gevrek pastırmayı severim.

Eş anlamlılar: crunchy, brittle; Zıt anlamlılar: soggy, soft

Eski İngilizce 'crisp' kelimesinden, o da Latince 'kıvırcık' anlamına gelen 'crispus'tan gelir. Anlamı 'kıvırcık'tan 'kırılgan'a evrilmiştir.

'Gevrek' bir elmayı ısırma veya 'gevrek' sonbahar yapraklarına basma sesini düşünün. 'cr-' sesi 'crunch' (çıtırtı) gibidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.