adjective

crossed

çaprazlanmış, kavuşturulmuş

She sat with her legs crossed.

Bacak bacak üstüne atarak oturdu.

We got our wires crossed and went to different places.

İletişimimiz koptu ve farklı yerlere gittik.

He stood with his arms crossed.

Kollarını kavuşturmuş duruyordu.

((with one's)) ((body part)) crossed bir vücut duruşunu tanımlar She listened with her arms crossed.

((to get one's)) wires crossed yanlış anlaşılma için bir deyim We got our wires crossed about the meeting time.

Eş anlamlılar: intertwined, intersecting, folded

'to cross' (kesişmek, çaprazlamak) fiilinden gelir. Sıfat, çaprazlanmış durumda olan bir şeyi tanımlar.

'X' harfinin veya artı işaretinin (+) şeklini düşünün. 'crossed' olan şeyler bu şekli oluşturur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.