noun

cruiser

kruvazör, devriye arabası, gezinti teknesi

The navy sent a cruiser to the area.

Donanma bölgeye bir kruvazör gönderdi.

They spent the weekend on their cabin cruiser.

Hafta sonunu kamaralı teknelerinde geçirdiler.

A police cruiser was parked at the corner.

Köşede bir polis devriye arabası park etmişti.

((a navy cruiser)) bir donanma kruvazörü Bir donanma kruvazörü sahilde devriye gezdi.

((a police cruiser)) bir polis devriye arabası Bir polis devriye arabası arabayı kenara çekti.

((a cabin cruiser)) bir kamaralı tekne Küçük bir kamaralı teknesi var.

Eş anlamlılar: (savaş gemisi) warship; (tekne) yacht; (polis arabası) patrol car

'to cruise' (dolaşmak, seyir yapmak) fiiline, eylemi yapanı belirten '-er' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur. Kelimenin tam anlamı 'dolaşan şey'dir.

Bir 'cruiser' etrafta 'dolaşan' bir şeydir: denizde bir savaş gemisi, keyif için bir tekne veya sokaklarda bir polis arabası.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.