noun

crumb

kırıntı, parçacık, zerre

He brushed the crumbs off the table.

Masadaki kırıntıları fırçaladı.

There wasn't a crumb of evidence.

Bir zerre kanıt bile yoktu.

a crumb of ((sth.)) ((bir şeyin)) bir kırıntısı Pastanın son kırıntısına kadar yedi.

Eş anlamlılar: bit (parça), particle (parçacık), fragment (kırıntı), speck (zerre)

Eski İngilizce'deki 'cruma' (parça) kelimesinden gelir, Cermen kökenlidir.

Bir kurabiyenin 'ufalanarak' ('crumble') minik 'kırıntılara' ('crumbs') dönüştüğünü hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.