noun

crusader

haçlı, mücadeleci, savunucu

The crusaders traveled to the Holy Land.

Haçlılar Kutsal Topraklar'a seyahat etti.

She is a crusader for human rights.

O, bir insan hakları savunucusudur.

a crusader for ((sth.)) (bir şeyin) savunucusu She is a crusader for human rights.

Eş anlamlılar: kampanyacı, savunucu, şampiyon, reformcu

'Crusade' (haçlı seferi, mücadele) kelimesinden. 'Crusader', bir haçlı seferine katılan veya bir dava için kampanya yürüten kişidir.

Bir 'crusader', bir 'crusade' (mücadele) içindeki bir 'savaşçı'dır. Bir dava için tutkuyla savaşan bir kişiyi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.