verb

crush

ezmek, kırmak, bastırmak, (isim) hoşlantı

Crush the garlic before adding it to the pan.

Tavaya eklemeden önce sarımsağı ezin.

Our team will crush the competition.

Takımımız rekabeti ezip geçecek.

She has a crush on her teacher.

Öğretmeninden hoşlanıyor.

((sth.)) (bir şeyi) ezmek Crush the can before you recycle it.

((have a crush on sb.)) (birinden) hoşlanmak I think he has a crush on you.

Eş anlamlılar: ezmek, bastırmak; İsim: hoşlantı

Eski Fransızca 'gıcırdamak, çatlamak' anlamına gelen 'croissir' kelimesinden gelir.

Bir teneke kutuyu ezerken çıkan 'kırış' sesini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.