noun

crystal

kristal, billur

She wore a crystal necklace.

Kristal bir kolye takıyordu.

Ice is a form of crystal.

Buz, bir kristal şeklidir.

The water was crystal clear.

Su kristal berraklığındaydı.

((bir ...)) ((kristali)) bir şeyin kristali A crystal of salt has a cubic shape.

((kristalden)) ((yapılmış)) kristalden yapılmış Avize kristalden yapılmıştır.

Eş anlamlılar: gem (mücevher), mineral

Yunanca 'buz' anlamına gelen 'krystallos' kelimesinden gelir. Eski Yunanlılar kuvarsın asla erimeyecek kadar sert donmuş buz olduğuna inanırlardı.

'Kristal berraklığında' (crystal clear) ifadesini düşünün. Mineral gibi mükemmel derecede şeffaf ve yapılı bir şeyi ifade eder.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.