adjective

damaging

zararlı, zarar verici, hasar veren

The storm had a damaging effect on the crops.

Fırtınanın ekinler üzerinde zarar verici bir etkisi oldu.

Spreading rumors is damaging to his reputation.

Dedikodu yaymak onun itibarına zarar vericidir.

((damaging)) + isim zararlı bir ~ Rapor, bazı zarar verici bilgileri ortaya çıkardı.

be damaging ((to sb./sth.)) (~için) zararlı olmak Bu politika ekonomi için zararlıdır.

Eş anlamlılar: zararlı, hasar verici; Zıt anlamlılar: faydalı, yararlı

'Zarar vermek' anlamına gelen 'to damage' fiilinden gelir, kökeni Latince 'damnum' (kayıp, zarar) kelimesidir. '-ing' eki sıfat olarak kullanılan bir eylem bildirir.

Bir barajın (dam) yıkılıp etrafa zarar verdiğini (damaging) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.