verb

damn

lanetlemek, kınamak, cehenneme yollamak

Damn! I left my wallet at home.

Kahretsin! Cüzdanımı evde unuttum.

It's a damn shame you have to leave.

Gitmek zorunda olman çok yazık.

This is damn good coffee.

Bu kahve harika.

The critics will damn the film for its plot.

Eleştirmenler filmi konusu yüzünden lanetleyecek.

damn ((sb./sth.)) (~i) lanetlemek Film eleştirmenler tarafından lanetlendi.

damn + sıfat/zarf çok, kahrolası ... Bu kahrolası pahalı.

a damn + isim lanet bir ... Bu lanet bir baş belası.

Damn! Kahretsin! Kahretsin! Yine kaybettim.

Eş anlamlılar (fiil): kınamak, lanetlemek; Zıt anlamlılar (fiil): övmek, kutsamak

Latince 'kayıp vermek' anlamına gelen 'damnare'den gelir ve 'damnum' (hasar, kayıp) ile ilgilidir.

Güçlü olumsuz vurgu için çok yönlü bir kelime. Ünlem, sıfat ve zarf olarak kullanılır. Saldırgan kabul edilebileceği için dikkatli kullanın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.