noun

daze

sersemlik, şaşkınlık, afallama

He was walking around in a daze.

Sersem bir halde etrafta dolaşıyordu.

She was in a daze after the accident.

Kazadan sonra sersemlemiş bir haldeydi.

in a daze ((sersem bir halde)) She wandered around in a daze.

Eş anlamlılar: stupor, trance; Zıt anlamlılar: alertness

Eski Norsça "dasa" (yorgun düşmek) kelimesinden gelir.

"days" (günler) gibi ses çıkarır. Çok "günler" süren çalışmadan sonra "sersemlemiş" ("daze") olduğunuzu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.