verb

deal

ilgilenmek, başa çıkmak, dağıtmak

It's your turn to deal.

Dağıtma sırası sende.

I will deal with this problem.

Bu sorunla ben ilgileneceğim.

They deal in used cars.

Onlar kullanılmış araba alıp satıyorlar.

((sth.)) dağıtmak Lütfen kartları dağıt.

((with sth./sb.)) ile ilgilenmek Zor müşterilerle nasıl başa çıkacağını biliyor.

((in sth.)) ticareti yapmak Şirket nadir kitapların ticaretini yapıyor.

Synonyms: handle, manage, distribute

Eski İngilizce'de 'bölmek, dağıtmak' anlamına gelen 'dǣlan' kelimesinden gelir.

Kartları 'dağıtan' (deals) bir kumarhane 'krupiyesini' (dealer) veya bir durumla 'başa çıkmanız' (deal with) gerektiğini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.