noun

dealing

işler, muameleler, ilişkiler

His dealings in the stock market made him rich.

Borsadaki işleri onu zengin etti.

I have had no dealings with that company.

O şirketle hiçbir işim olmadı.

dealings ((in sth.)) belirli bir alandaki işler. His dealings in real estate were successful.

dealings ((with sb.)) biriyle olan ilişkiler veya işler. She had many dealings with foreign clients.

Synonyms: transactions (işlemler), business (iş), interactions (etkileşimler), conduct (davranış)

'Dağıtmak, bölmek' anlamına gelen Eski İngilizce 'dǣlan' kelimesinden gelen 'to deal' fiilinden türemiştir.

Bir kart oyununda kart 'dağıtmayı' (dealing) düşünün. İster iş ister ilişkiler olsun, bir şeyleri nasıl ele aldığınız veya yürüttüğünüzle ilgilidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.