noun

decision

karar, hüküm

He made a difficult decision.

Zor bir karar verdi.

The final decision is yours.

Son karar senin.

It was a decision to wait.

Bu, bekleme kararıydı.

((bir ~ vermek)) ne yapacağını seçmek He made a difficult decision.

((bir konu hakkında bir ~)) (bir şey) hakkında bir seçim The decision on the new policy was postponed.

((bir şey yapma ~ı)) (bir şeyi) yapma seçimi It was a decision to wait.

Eş anlamlılar: choice (seçim), judgment (yargı), resolution (karar); Zıt anlamlılar: indecision (kararsızlık), hesitation (tereddüt)

Latince 'kesip atmak' anlamına gelen 'decidere' kelimesinden gelir; 'de-' (uzak) + 'caedere' (kesmek).

Bir kararın diğer tüm seçenekleri 'kesip attığını' düşünün. Sadece bir yolu seçersiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.