verb

deduce

sonuç çıkarmak, anlamak, tümdengelim yapmak

We can deduce the answer from the evidence.

Cevabı kanıtlardan çıkarabiliriz.

He deduced that she was not happy.

Onun mutlu olmadığı sonucunu çıkardı.

((sth.)) ((from sth.)) (bir şeyden) (bir şey) çıkarmak. We can deduce the meaning from the context.

((that ...)) ... sonucunu çıkarmak. I deduced that he had been there before.

Eş anlamlılar: infer, conclude; Zıt anlamlılar: assume, guess

Latince 'deducere' (sonuç çıkarmak) kelimesinden gelir. 'de-' (aşağı) + 'ducere' (yönlendirmek). Gerçeklerden bir sonuç 'yönlendirmek'.

Sherlock Holmes gibi bir dedektif düşünün. Tahmin etmez, ipuçlarından gerçeği 'çıkarır' (deduce).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.