verb

deem

saymak, addetmek, görmek

They deem it necessary to act now.

Şimdi harekete geçmeyi gerekli görüyorlar.

The plan was deemed a failure.

Plan bir başarısızlık olarak kabul edildi.

((bir şeyi)) ((sıfat/isim)) ((bir şeyi)) ((sıfat/isim)) olarak saymak/görmek Şimdi harekete geçmeyi gerekli görüyorlar.

Eş anlamlılar: consider (düşünmek), judge (yargılamak), regard (görmek)

Eski İngilizce'de 'yargılamak, mahkum etmek' anlamına gelen 'dēman' kelimesinden gelir.

'Deem' resmi bir kelimedir. Bir hakimin bir şeyi uygun 'sayması' (deem) gerektiğini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.