adjective

deep

derin, koyu, yoğun

The ocean is very deep here.

Okyanus burada çok derin.

He has a deep voice.

Onun kalın bir sesi var.

She is in a deep sleep.

Derin bir uykuda.

That is a deep red color.

Bu koyu kırmızı bir renk.

((derin)) ((isim)) derin bir (isim) Okyanus burada çok derin.

Eş anlamlılar: profound (derin); Zıt anlamlılar: shallow (sığ)

Eski İngilizce 'dēop' kelimesinden gelir.

Yere 'derin' bir çukur kazdığınızı hayal edin. Bu, su, renk, ses veya duygular için de geçerli olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.