adjective

defective

kusurlu, bozuk, arızalı

The company recalled the defective products.

Şirket kusurlu ürünleri geri çağırdı.

His reasoning was defective and led to a bad decision.

Mantığı kusurluydu ve kötü bir karara yol açtı.

defective bir ((isim)) kusurlu, bozuk Şirket kusurlu ürünleri geri çağırdı.

Eş anlamlılar: faulty, flawed, imperfect; Zıt anlamlılar: perfect, flawless, sound

Latince 'defectivus' (kusurlu) kelimesinden gelir, 'defect' ile ilgilidir. 'de-' (uzak) + 'facere' (yapmak, etmek) köklerinden.

Bir üründe 'defect' (kusur) varsa, o ürün 'defective' (kusurlu) demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.