verb

delay

geciktirmek, ertelemek, rötar yapmak

We had to delay our trip.

Gezimizi ertelemek zorunda kaldık.

Don't delay in making your decision.

Karar vermekte gecikmeyin.

((bir şeyi)) geciktirmek We had to delay our trip.

((-mekte)) (-mekte) gecikmek Don't delay in making your decision.

Eş anlamlılar: postpone, put off; Zıt anlamlılar: advance, hasten

Eski Fransızca `deslayer` kelimesinden, `des-` (uzak) + `layer` (bırakmak). Kelimenin tam anlamıyla 'bir kenara bırakmak'.

'DE-LAY' olarak düşünün: bir şey daha sonrası için 'bir kenara konur' (laid).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.