adjective

dense

yoğun, sık, kalın kafalı

The forest was very dense.

Orman çok yoğundu.

The fog was so dense I could barely see.

Sis o kadar yoğundu ki zar zor görebiliyordum.

He can be a bit dense sometimes.

Bazen biraz kalın kafalı olabiliyor.

((yoğun)) ((isim)) yoğun (bir şey) Şehrin yoğun bir trafiği var.

Eş anlamlılar: thick, compact, crowded; Zıt anlamlılar: sparse, thin

Latince 'kalın, sıkışık' anlamına gelen 'densus' kelimesinden gelir.

Ağaçların birbirine çok yakın olduğu, içinden bakılamayan 'yoğun' bir orman hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.