verb

destine

kaderini belirlemek, ayırmak, tahsis etmek

She was destined for a great career.

Harika bir kariyere sahip olmak onun kaderindeydi.

The letter was destined for the wrong address.

Mektup yanlış adrese gönderilmek üzereydi.

((sb./sth.)) ((for sth. / to-inf)) (birini/bir şeyi) (bir şeye/bir şey yapmaya) adamak/ayırmak O, bir yıldız olmaya mahkumdu.

Eş anlamlılar: preordain (önceden belirlemek), fate (kader), doom (kötü kader)

Latince 'destinare' (sağlamlaştırmak, kurmak) kelimesinden, 'de-' (tamamen) + 'stare' (durmak) köklerinden gelir.

'Destination' (varış noktası) kelimesini düşünün. Bir şeyi 'destine' etmek, onun nihai varış noktasını veya kaderini belirlemektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.