adjective

destitute

yoksul, muhtaç, yoksun

The floods left thousands of people destitute.

Seller binlerce insanı yoksul bıraktı.

The soil is destitute of minerals.

Toprak minerallerden yoksundur.

yoksul olmak aşırı fakir olmak Aile yoksul kaldı.

destitute of sth. bir şeyden yoksun olmak Plan her türlü değerden yoksundur.

Eş anlamlılar: impoverished (fakirleşmiş), penniless (beş parasız); Zıt anlamlılar: wealthy (zengin), affluent (varlıklı)

Latince 'destitutus' (terk edilmiş) kelimesinden, 'de-' (uzak) + 'statuere' (kurmak, yerleştirmek) köklerinden gelir.

Sanki 'de-instituted' (kurumsuzlaştırılmış) gibi düşünün - her kurumdan atılmış ve hiçbir şeyi kalmamış biri.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.