noun

devotee

meraklı, düşkün, mürit, hayran

He is a devotee of classical music.

Klasik müziğin bir meraklısıdır.

The guru had many devotees.

Gurunun birçok müridi vardı.

((bir şeyin)) (bir şeyin) meraklısı, düşkünü He is a devotee of classical music.

Eş anlamlılar: fan, enthusiast, follower, admirer

'devote' + '-ee' (bir eylemin nesnesi olan kişiyi belirten bir ek). Kendini adamış bir kişi.

Bir 'devotee', bir şeye 'sadık' (devoted) olan kişidir. '-ee' eki genellikle 'employee' (çalışan) gibi bir kişiyi ifade eder.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.