verb

abound

bol olmak, kaynamak

Fish abound in this river.

Bu nehirde balık boldur.

The forest abounds with wildlife.

Orman yaban hayatıyla kaynıyor.

((özne)) abound bol miktarda bulunmak Gençler için fırsatlar boldur.

((yer)) abounds with/in ((bir şey)) (bir şey) ile dolu olmak Okyanus yaşamla doludur.

Eş anlamlılar: be plentiful, teem, swarm; Zıt anlamlılar: be scarce, lack

Latince 'taşmak' anlamına gelen 'abundare' kelimesinden gelir. 'ab-' (den, uzak) ve 'unda' (dalga) kelimelerinden oluşur.

Her yerde 'taşan' ('ab-') şeyler dalgaları ('unda') düşünün. 'Abundant' (bol) kelimesiyle ilgilidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.