verb

dictate

dikte etmek, emretmek, yazdırmak

She dictated a letter to her assistant.

Asistanına bir mektup dikte etti.

The rules dictate the terms of the agreement.

Kurallar anlaşmanın şartlarını belirler.

((birine)) ((bir şeyi)) dikte etmek She dictated a letter to her assistant.

((bir şeyi)) belirlemek The rules dictate the terms of the agreement.

Eş anlamlılar: emretmek, buyurmak, yazdırmak; Zıt anlamlılar: uymak, itaat etmek

Latince 'dicere' (söylemek) fiilinin sık kullanılan hali olan 'dictare'den (söylemek, anlatmak) gelir.

Herkesin ne yapması gerektiğini 'dikte eden' bir 'diktatör' düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.