adverb

ahead

önde, ileride, önceden

The car is ahead of us.

Araba önümüzde.

She is ahead in the race.

Yarışta önde.

You can go ahead and start.

Devam edip başlayabilirsin.

We need to plan ahead for the trip.

Gezi için önceden plan yapmalıyız.

((ahead of sb./sth.)) (birinin/bir şeyin) önünde The school is just ahead of the park.

((to be ahead)) önde olmak She is ahead by five points.

((to go ahead)) devam etmek, başlamak Go ahead and eat without me.

((to plan ahead)) önceden planlamak It's wise to plan ahead.

Eş anlamlılar: önde, ileri; Zıt anlamlılar: arkada, geri

Orta İngilizce'deki 'on heved' kelimesinden gelir, kelimenin tam anlamıyla 'başın üstünde veya başında' demektir. 'Baş' vücudun ön kısmıdır.

'a head' (bir baş) kelimesinin vücudun geri kalanının 'önünde' olduğunu düşünün. 'Ahead' olmak, en öndeki pozisyonda olmaktır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.