verb

dip

batırmak, daldırmak, azalmak, (isim) sos

She dipped her toe in the water.

Ayak parmağını suya batırdı.

The road dips suddenly here.

Yol burada aniden alçalıyor.

He served chips with a cheese dip.

Peynir soslu cips servis etti.

Prices took a dip last month.

Fiyatlar geçen ay bir düşüş yaşadı.

((sth.)) ((in/into sth.)) bir şeyi kısa süreliğine bir sıvıya batırmak. She dipped the cookie into her milk.

((geçişsiz)) daha düşük bir seviyeye inmek. The path dips down to the river.

Eş anlamlılar: daldırmak, batırmak; Zıt anlamlılar: yükselmek, artmak

Eski İngilizce'deki 'dyppan' (batırmak) kelimesinden gelir ve 'deep' (derin) ile ilgilidir.

Bir cipsi derin (deep) bir sos kasesine batırdığınızı (dip) hayal edin. Cips aşağı iner (dips).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.