verb

aim

hedeflemek, amaçlamak, nişan almak

He aimed the gun at the target.

Silahı hedefe doğrulttu.

The campaign aims to raise awareness.

Kampanya farkındalığı artırmayı amaçlıyor.

((bir şeyi)) ((birine/bir şeye)) doğrultmak - (bir şeyi) (birine/bir şeye) yöneltmek. She aimed the camera at the bird.

to-inf yapmayı amaçlamak - bir şey yapmaya niyetlenmek. We aim to finish by Friday.

Eş anlamlılar: to target, to intend, to aspire

Eski Fransızca'daki 'tahmin etmek, değer biçmek' anlamına gelen `esmer` kelimesinden türemiş ve 'nişan almak' anlamına evrilmiştir.

Ok atan bir okçuyu hayal edin. Bu eylem fiziksel (kamerayı doğrultmak) veya mecazi (başarıyı hedeflemek) olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.