verb

disarm

silahsızlandırmak, etkisiz hale getirmek

The police disarmed the suspect.

Polis şüpheliyi silahsızlandırdı.

Her smile was enough to disarm him.

Gülümsemesi onu etkisiz hale getirmeye yetti.

The country agreed to disarm its nuclear weapons.

Ülke nükleer silahlarını imha etmeyi kabul etti.

((sb.)) (birini) silahsızlandırmak Memur, silahlı kişiyi silahsızlandırdı.

((sb.)) (birini) yatıştırmak Büyüleyici gülümsemesi sinirli müşteriyi yatıştırdı.

Eş anlamlılar: askerden arındırmak, etkisiz hale getirmek; Zıt anlamlılar: silahlandırmak, donatmak

'dis-' (kaldırmak) ön eki ve 'arm' (silah) kelimesinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'silahları kaldırmak' demektir.

Birinin 'kollarını' (silahlarını) aldığınızı hayal edin. Bu gerçek (bir silah) veya mecazi (düşmanlık) olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.