noun

discrimination

ayrımcılık, fark gözetme, muhakeme

The law prohibits racial discrimination.

Yasa ırk ayrımcılığını yasaklar.

He showed great discrimination in his choice of wine.

Şarap seçiminde büyük bir zevk gösterdi.

((against sb./sth.)) (-e karşı) ayrımcılık Yasa, kadınlara karşı ayrımcılığı önler.

((in sth.)) (-de/da) ayrımcılık İşyerindeki ayrımcılığa karşı savaşıyorlar.

Eş anlamlılar: prejudice, bias (önyargı); Zıt anlamlılar: equality, fairness (eşitlik, adalet)

Latince 'discriminare' (ayırt etmek) kelimesinden gelir, 'dis-' (ayrı) ve 'crimen' (yargı) köklerinden oluşur. Temel fikir 'ayrı yargılamaktır'.

İçindeki 'crime' (suç) kelimesine dikkat edin. Haksız ayrımcılık sosyal bir suçtur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.