verb

dispel

gidermek, dağıtmak, yok etmek

The sunlight helped to dispel the morning fog.

Güneş ışığı sabah sisini dağıtmaya yardımcı oldu.

We need to dispel these rumors immediately.

Bu söylentileri derhal gidermemiz gerekiyor.

((bir şeyi)) (bir şüpheyi, duyguyu veya inancı) ortadan kaldırmak. We need to dispel these rumors immediately.

Eş anlamlılar: dağıtmak, gidermek, kovmak; Zıt anlamlılar: toplamak, biriktirmek

Latince 'dis-' (ayrı) + 'pellere' (sürmek) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'ayrı sürmek' demektir.

'Dis-' (uzaklaştırma) ve 'pel' (itmek) köklerini düşünün. Korkuları veya söylentileri 'uzağa itmek' anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.