verb

display

sergilemek, göstermek, görüntülemek

The museum displays ancient artifacts.

Müze antika eserler sergiliyor.

The screen displays the time.

Ekran saati gösteriyor.

He displayed great courage.

Büyük bir cesaret sergiledi.

((bir şeyi)) sergilemek, göstermek Galeri modern sanatı sergiliyor.

((bir niteliği)) göstermek, sergilemek Hiçbir duygu göstermedi.

Eş anlamlılar: show, exhibit, present; Zıt anlamlılar: hide, conceal

Latince 'displicare' (açmak, sermek) kelimesinden, 'dis-' (ayrı) + 'plicare' (katlamak).

Başkalarının görmesi için bir şeyi 'açtığınızı' düşünün. Aynı zamanda bir sergi veya ekran için yaygın bir isimdir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.