adjective

distant

uzak, mesafeli, soğuk

We saw a distant light in the dark.

Karanlıkta uzak bir ışık gördük.

He is a distant relative of mine.

O benim uzak bir akrabam.

She seemed cold and distant.

Soğuk ve mesafeli görünüyordu.

uzak bir ((isim)) a distant ((noun)) We saw a distant ship on the horizon.

((biri/bir şey)) ((bir şeye)) uzaktır ((sb./sth.)) is distant ((from sth.)) The village is distant from the main road.

Eş anlamlılar: uzak, ırak; Zıt anlamlılar: yakın, samimi

Latince `distans` kelimesinden gelir, `distare` ('ayrı durmak') fiilinin sıfat-fiil halidir. `distance` kelimesinin sıfat halidir.

Bu, 'distance' kelimesinin sıfat halidir. Eğer büyük bir 'distance' (mesafe) varsa, bir şey 'distant' (uzak) olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.