noun

distress

sıkıntı, ızdırap, tehlike, zor durum

The news caused her great distress.

Haber ona büyük bir sıkıntı verdi.

The ship sent a distress signal.

Gemi bir imdat sinyali gönderdi.

in distress sıkıntı/tehlike içinde Aile mali sıkıntı içindeydi.

to cause ((sb.)) distress (birine) sıkıntı vermek Kötü haber ona büyük sıkıntı verdi.

Eş anlamlılar: suffering, pain, anxiety; Zıt anlamlılar: comfort, relief

Eski Fransızca 'destrece' kelimesinden, Latince 'districtus' (ayrı çekilmiş, taciz edilmiş) kelimesinden gelir. 'Stres' ile ilgilidir.

Bunu 'derin stres' olarak düşünün. Bu, aşırı endişe veya acı anlamını hatırlamanıza yardımcı olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.