verb

dive

dalmak, atlamak

He learned to dive last summer.

Geçen yaz dalmayı öğrendi.

The submarine can dive to 300 meters.

Denizaltı 300 metreye kadar dalabilir.

Stock prices dived yesterday.

Hisse senedi fiyatları dün düştü.

((içine sth.)) (bir şeyin) içine dalmak He dove into the cold lake.

((için sth.)) (bir şey) için dalmak They dive for pearls in the bay.

Eş anlamlılar: plunge, submerge, jump; Zıt anlamlılar: surface, rise

Eski İngilizce'de 'dalmak, batmak' anlamına gelen 'dūfan' kelimesinden gelir. Hızla aşağı doğru hareket etme temel anlamını korur.

Birinin havuza balıklama atladığını hayal edin. 'Dive' kelimesi Türkçe'deki 'dal' köküyle ilişkilendirilebilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.