adjective

dizzy

başı dönen, sersem

I feel dizzy after spinning in the chair.

Sandalyede döndükten sonra başım dönüyor.

The climbers reached a dizzy height.

Dağcılar baş döndürücü bir yüksekliğe ulaştı.

((kendini)) dizzy ((hissetmek)) başı dönmek I feel dizzy after spinning in the chair.

a dizzy ((yükseklik)) baş döndürücü (yükseklik) The climbers reached a dizzy height.

Synonyms: lightheaded, giddy, woozy; Antonyms: steady, stable, clear-headed

Eski İngilizce'de 'aptal, budala' anlamına gelen 'dysig' kelimesinden türemiştir. 'Başı dönen' anlamı daha sonra gelişmiştir.

'Disko'da (disco) dönerken başınızın 'dizzy' (dönmesi) olduğunu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.