verb

drag

sürüklemek, çekmek

He had to drag the heavy suitcase.

Ağır valizi sürüklemek zorunda kaldı.

The meeting seemed to drag on forever.

Toplantı sonsuza dek sürecekmiş gibi geldi.

Just drag the file to the trash icon.

Dosyayı çöp kutusu simgesine sürüklemeniz yeterli.

((sth.)) ((adverbial)) (bir şeyi) sürüklemek He had to drag the heavy suitcase.

((on)) uzayıp gitmek, sıkıcı bir şekilde sürmek The meeting seemed to drag on forever.

((sth.)) ((to sth.)) (bir şeyi) (bir yere) sürüklemek Just drag the file to the trash icon.

Eş anlamlılar: pull, haul, tow; Zıt anlamlılar: push

Eski Nors dilindeki 'draga' (çekmek) kelimesinden gelir.

Ağır bir şeyi yerde 'sürüklerken' çıkan sesi hayal edin. Bilgisayardaki 'sürükle ve bırak' (drag and drop) eylemini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.