verb

drive

sürmek, gütmek, yöneltmek

I learned to drive a car last year.

Geçen yıl araba kullanmayı öğrendim.

His ambition drives him to succeed.

Hırsı onu başarılı olmaya itiyor.

Can you drive me to the airport?

Beni havaalanına götürebilir misin?

((sth.)) (bir aracı) sürmek She drives a red car.

((sb.)) ((to do sth.)) (birini bir şey) yapmaya itmek Curiosity drives me to learn new things.

((sb.)) ((somewhere)) (birini bir yere) arabayla götürmek Can you drive me to the airport?

Synonyms: operate, steer, motivate, propel

Eski İngilizce'de 'hareket etmeye zorlamak, avlamak' anlamına gelen 'drīfan' kelimesinden gelir. Başlangıçta hayvanları gütmek anlamına geliyordu.

Bir arabanın direksiyonunda onu ileri 'süren' birini hayal edin. Bu ileri itme hissi, bir projeyi 'yöneltmek' gibi mecazi olarak da geçerlidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.