verb

drives

sürmek, kullanmak, gütmek

He drives a red car.

Kırmızı bir araba kullanıyor.

Ambition drives her to succeed.

Hırsı onu başarmaya itiyor.

She drives a hard bargain.

Sıkı pazarlık yapar.

((bir şey)) sürmek (bir araç) He drives a red car.

((birini)) ((bir şey yapmaya)) itmek (birini) (bir şey yapmaya) itmek Ambition drives her to succeed.

sıkı pazarlık yapmak sıkı pazarlık yapmak She drives a hard bargain.

Eş anlamlılar: operate, steer, pilot (araç için); motivate, compel, impel (motivasyon için)

Eski İngilizce'de 'harekete zorlamak, avlamak' anlamına gelen 'drīfan' kelimesinden türemiştir. Bir aracı kontrol etme anlamı daha sonra ortaya çıkmıştır.

Bir arabayı ileri 'sürdüğünüzü' hayal edin, sonra bu ileri hareket fikrini insanların motivasyonlarına veya eylemlerine uygulayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.