verb

drop

düşürmek, azalmak, bırakmak, uğramak

Be careful not to drop the glass.

Bardağı düşürmemeye dikkat et.

The temperature will drop tonight.

Bu gece sıcaklık düşecek.

I decided to drop the class.

Dersi bırakmaya karar verdim.

Can you drop me at the station?

Beni istasyonda bırakabilir misin?

((sth.)) (bir şeyi) düşürmek Be careful not to drop the glass.

((sth.)) (bir şeyi) bırakmak I decided to drop the class.

((sb.)) ((at a place)) (birini) (bir yere) bırakmak Can you drop me at the station?

Eş anlamlılar: fall, lower, release; Zıt anlamlılar: lift, raise, pick up

Eski İngilizce 'droppian' kelimesinden gelir, muhtemelen düşen bir damlanın sesini taklit eden yansıma bir kökene sahiptir.

Bir su damlasının düştüğünü hayal edin. Bu 'düşme' temel fikri, fiyatlara, sıcaklığa veya bir dersi 'bırakmaya' kadar uzanır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.