verb

dropping

düşürmek, azalmak, vazgeçmek, bırakmak

I am dropping the kids at school.

Çocukları okula bırakıyorum.

Prices are dropping quickly this month.

Fiyatlar bu ay hızla düşüyor.

He is dropping out of the race.

Yarıştan çekiliyor.

((sth.)) (bir şeyi) düşürmek Anahtarlarını düşürüyor.

((sb.)) ((off)) (birini bir yere) bırakmak Onu burada bırakıyorum.

((sth.)) (bir şeyi) bırakmak Piyano derslerini bırakıyor.

Eş anlamlılar: fall, lower, release; Zıt anlamlılar: lift, raise, pick up

Eski İngilizce'de 'damlamak' anlamına gelen 'dropian' kelimesinden gelir.

Bir şeyin düşerken çıkardığı sesi hayal edin: 'drop!'

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.